Ana Sayfa
Özgeçmiş | Kitaplar | Yazılar | Mühendislik Yayınları | İletişim
 
      Yalıdakiler


Siyaset sahnesinden, medya dünyasına yaşamımızın bütün önemli aktörlerinin, oligarşinin bağları… Sedat Simavi’den, Aydın Doğan’a; Tercüman gazetesinden, Taraf gazetesine yalı kardeşliğinin iç yüzü…

Tayfun Er yeni kitabında başarının çoğu zaman şans ya da çabayla değil, ilişkilerin gölgesinde elde edildiğini savunuyor. İlişkileri, boğazın iki yalısından yola çıkarak kuran ve tam bir mühendislik çalışması hazırlayan Er’in yaptığı aslında bir durum tesbiti.

Erguvaniler kitabıyla büyük ilgi gören Tayfun Er’in yeni çalışması Yalıdakiler; elinizden bırakamayacağınız, merakla okuyacağınız bir yatay tarih incelemesi…

Boğaziçi’nde bir yalı, diğer bütün yalılardan ayrı ve tektir. Bu yalının sahiplerinin kimlikleri, ilişkileri, güçleri ve bağları da diğer yalı sahiplerinden farklıdır. .Ancak bu tek yalının sahiplerinin bazı özellikleri, başka diğer yalı sahipleriyle de ortak yönler taşıyorsa o zaman bir tek yalı sahibinden, cüzi miktardaki yalı sahibine de geçebiliriz. Çünkü bir yalı sahibinde bazı özellikler, diğer yalı sahiplerinde de vardır. Bu olgu diğer tüm yalı sahiplerinde de varsa, Boğaziçi’ndeki bütün yalı sahiplerini de bu ortak payda üzerinden anlayabiliriz.

Kandilli’deki bir yalı sahibinin oligarşi mensubu olmasından, Kandilli’deki yalı sahiplerinin oligarşi mensubu olmasına ve oradan da bütün yalı sahiplerinin oligarşi mensubu olmasına dair bir geçiştir bu. Tek bir nesnedeki olgu tekildir, ama diğer tekil olanlarla ortak yönleri çıkarıldığında tikele ve tümele dönüşebilir. Kitap bu haliyle tikel yani cüzi miktardaki yalı sahiplerinin ortak özelliklerini olgusal olarak ele alıp anlatmaktadır. Oysa “Yalıdakiler” kavramsal olarak tümele dair bir olguyu ifade etmektedir. Tümele dair olanları göstermek demek tümünü göstermek olmasa da bir kitabın hacmine sığmayacağı için şimdilik tikelle sınırlandırılmıştır. Kitapta ismi geçenlerin hiç birisini tanımıyorum, hiç birisiyle en ufak bir yakınlığım yok. Bu ülkede yaşamak dışında sınıfsal/kültürel/siyasi akla gelen gelmeyen hiçbir ortak noktamız yok. Dolayısıyla hiçbir kişisel bir husumetim de yok. Oligarşi mensubu dediğim insanların içinde “sınıfına ihanet ederek” ezenlerin safından, ezilenlerin safına geçenler de hep olmuştur. Bu da son derece saygıdeğer bir şeydir. Bu sevdiğim insanların da oligarşiye mensup olduğunu söylemek, onları “kötülemek” değil sadece objektif olarak bir olguyu dile getirmektir. Öyleyse birisinin oligarşi mensubu olduğunu söylemek, iyi ya da kötü bir değer yargısı yüklemek değildir.
(Tanıtım broşüründen)

 
Ana Sayfa | Özgeçmiş | Kitaplar | Yazılar | Mühendislik Yayınları | İletişim